Torpil kelimesinin vicdanlarımızda hasıl ettiği anlam sanırım
su altı silahı olan bombadan ziyade TDK'nın deyimiyle "kayırıcı". Aslında
kayırıcı da tam olarak mefhumu
* tavzih etmiyor
*. Bu, açıkça bildiğimiz
dayıdan daha başka bir şey değil.
Elbette "kayırıcı" sözcüğünün düşünsel olarak yansıması pek de olumlu değil. Bir işe başvuruyorsunuz, pek çok adaydan daha niteliklisiniz, ama açıkça görünüyor ki birilerinin yeri zaten hazırmış ve siz sadece
formalite icabı başvuru yapmışsınız. Bundan mülhem
* en kısa zamanda bir dayı edinmek ihtiyacı hissedersiniz.
Dayınız varsa sorun yoktur. Örneklemek gerekirse, kendi alanında Türkiye'nin önde gelen bir firmasında (
adını vermek reklam olur, haksızlığın reklamı mı olur!) staj yapmak istersiniz (iş başvurusu bile değil, daha basiti). Aylar öncesinden internet sitesine baktığınızda, staj için başvuru tarihinin çok önceden bittiğini hüzünle öğrenip diğer firmalara
ya nasip çekersiniz. Onlardan birini tutturabilirseniz ne âlâ. Aylar geçer ve bir arkadaşınızın o firmaya
daha dün başvuru yaptığını öğrenirsiniz. Der ki; "
Annemin çalıştığı yerde bir arkadaşının eşi bu şirkette çalışıyormuş. Ben de ona gittim, başvurumu verdim. Haftaya staja başlıyorum"
Önce bir şimşek çakar beyninizin ücra köşesinde, ama
dur hele dersiniz kendi kendinize,
belki de vaktinde başvuru yapmıştır. Sorarsınız, "
Şubatta internetten başvuru yapmıştın değil mi?". Ama o iç ses yanılıyordur: "
yok ya, diyorum ya dün başvuru formunu doldurdum"
O anda küfür mekanizmanız harekete geçer, hayalinizde uçan bir
Jan Klot Van Dam [Jean Claude Van Damme] döner tekmesi muhatabınıza iner. Ama bu hayalin gerçekleşmesi için hem yeriniz dardır hem yeniniz.
Peki der ayrılırsınız, nefret dolu bir çileyi omuzlarınıza yükleyen bu arkadaşınızın yanından.
Hasılı bir dayınız varsa gönlünüzü hoş tutun, yoksa... niye yok ki?