
Aslında belki de pek çoğumuzun haberdar olduğu bir mevzudan bahsetmek niyetindeyim. Rivayete göre yıllar önce Greater Idaho Falls Bilim Fuarı'nda öğrencilerden biri ilginç bir projeyi katılımcıların imzasına sundu. Bu projeye göre
di hidrojen monoksit * adlı maddenin kullanımı yasaklanmalı, mümkün değilse en azından çok sıkı bir biçimde kontrol edilmeliydi. İşte imza kampanyası bu yüzdendi. Maddenin zararları da afişte açıklanmıştı:
- Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabiliyor.
- Tabiata büyük zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.
- Gaz hali, çok ciddi yanıklara sebep olabiliyor.
- Kazayla solunması ve ciğerlere dolması ölümle sonuçlanabiliyor.
- Erozyona yol açıyor.
- Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltıyor.
- Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunduğu tespit edilmiştir.
Bir saat içinde, fuarda gezen 50 kişi standı ziyaret etti. Bunlardan 43 tanesi öğrenciyi destekleyerek imzayı bastılar. Altısı ise kararsız kaldı. Sadece bir kişi bu maddenin, yani "di hidrojen monoksit"in açılımını söyleyebildi:
"di" iki sayısına, "mono" ise bir sayısına işaret ediyordu. Yani bu madde, iki hidrojen ve bir oksijenden oluşan
suydu: H
2O.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi, belki de bunu uzun zaman önce duymuştunuz. Ben bunu; takriben, saçlarıma Memoli misali jöle sürmeye daha başlamadığım zamanlarda, yani yedi seneden uzun zaman önce, bir
rak [rock] programında dinlemiş ve öğrenmiştim. Geçenlerde de bir takvim yaprağında okuyunca aklıma düşüverdi. Bu arada yazı
Ekşi'de de
dihidrojen monoksit başlığıyla anılmış. Benzer bir İngilizcesine de
şu sayfada rast geldim.
Yazıyı ararken daha ilginç şeylerle de karşılaştım. Örneğin
NTV'nin internet sitesinde 16 Mart 2004 tarihli, Anadolu Ajansı kaynaklı verdiği
habere göre, Amerika'nın Kaliforniya eyaletinde bulunan Aliso Viejo kasabası belediye yetkilileri de bu maddeyi, yani "di hidrojen monoksit"i yasaklamışlar.
Pek tabii ki bizde de böyle olaylar yaşanmıyor değil. Bu kez
haber7.com sitesinde çıkan 3 Mayıs 2005 tarihli, yine Anadolu Ajansı kaynaklı
haberde, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Gençlik Şöleni'nde Rektör Prof. Dr. Zehra Seyfikli'nin aynı kampanyayı imzaladığı söyleniyor.
Çok değil birkaç sene evvel, sevgili İbrahim Sadri, Kanal7'de bir program yapıyordu. Belki hatırlayanlar olacaktır, programın adı Televizyon Milleti'ydi. Program Kanal7'de çok tutulunca atv'ye transfer oldu ve birkaç bölüm daha yayınlandı. İçerik tamamen asılsız bir haberin şişirilerek büyük bir gerçekmiş gibi tanıtılmaya çalışılması üzerine kurulmuştu (Programı başka bir yazıda uzun uzadıya anlatabilirim, ama şimdilik bu kadarla iktifa ediyorum. Yine de numunelik bir bakınız vereyim:
90 Orhan). En sonunda da İbrahim Sadri, programda geçen her şeyin,
Holivut [Holywood] tabiriyle
feyk* olduğunu söylüyor ve ekliyordu:
En tehlikeli yalanlar, gerçeklerle beraber söylenenlerdir.Yazmaya başlayınca aklıma
Dı Prestij [The Prestige] filmi de geldi. (Yazıyı daha fazla uzatmak istemezdim ama daha önce kendi sitemde filmle ilgili olarak
yazdığım bir yazıda bunu zikretmeyi unutmuşum. Onu da yazayım, hepsi bir olsun.)
Filmdeki baş hokkabaz (sihirbaz mı demeliydim yoksa?) bay
Katır [Cutter] şöyle diyor:
Now you're looking for the secret... but you won't find it because you're not really looking. You don't really want to know the secret... You want to be fooled.Yani:
Şu an sırrı arıyorsunuz... ama bulamazsınız çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. Siz sırrı çözmek değil, kandırılmak istiyorsunuzPeki biz gerçekten ne istediğimizin farkında mıyız?