
Türkçe değişmeye mahkum bir dildir. Dünyanın en eski dillerinden biri olan Türkçe nasıl ilk evresinde farklıysa gelecek evrelerinde de farklı olacaktır. Çünkü dil, kitaplarla yazılı olan değildir; dil halkın konuştuğu lisandır.
Dil bir iletişim aracıdır; fakat dil sadece bir anlaşma unsuru değildir. Dilin ana işlevi uygarlık yaratmasıdır.* Güzel Türkçemizin de geçirmiş olduğu evreleri ve gelecekte geçirebilmesi kuvvetle muhtemel tehlikeleri dilerseniz değinelim.
İlk Türkçe Evresi, Büyük Hun İmparatorluğu zamanına dayanır. İlk Türkçe ile ilgili pek kaynak yoktur. Başlangıç noktası bilinmiyordur. II. asıra kadar kullanılmıştır, en azından öyle kabul edilmektedir. Bu devrenin bilinen ilk metinleri 8. yüzyılda dikilmiş olan Orhun anıtlarıdır. Bu devre de Göktürkçe ve Uygarca olmak üzere ikiye ayrılır.
Orta Türkçe Evresi, bu devirde Türk kültüründe değişmeler olmuştur, o yüzden İlk Türkçe Evresi'nden farklılık göstermiştir. Bu değişmenin asıl nedeni İslamiyet'in kabulü ile gelen Arap harfleridir. 2. asırdan 13. asıra kadar bu evre devam etmiştir.
Yeni Türkçe Evresi, Doğu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi'nin halk arasında yaygınlaşması ile bu evre ortaya çıkmıştır. Günümüz Türkiye Türkçesi'nin temellerini bu evre oluşturmaktadır. Osmanlı Döneminde, yazı, halk ve saray farklı diller kullandığı için Türkçenin Arapça ve Farsçadan oldukça etkilenmesine sebebiyet verilmiştir. İşte bu üç ve Türkçenin görmüş olduğu tüm değişimleri içerir.
Cumhuriyet'in kurulması ile Gazi Mustafa Kemal, 1928 yılında Harf Devrimi’ni, 1932 yılında ise Dil Devrimi'ni başlatarak Türkçenin Farsçadan ve Arapçadan ayrıştırılması için çalışmaları başlatmıştır. Bölgesel sözlükler oluşturulmuştur, böylelikle zengin atasözlerimiz korunmuştur. Bu bölgesel sözlük her bölgeden herkesin bildiği tüm atasözlerini ve kelimeleri bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur. Türk Dil Kurumu 50 yıl süren bu çalışmasının ardından bugünkü modern Türkiye Türkçesi oluşturmuştur.
Yazımın başında, "Türkçe değişmeye mahkum bir dildir" diyerek yazıya başlamıştım. Bu sözümün nedeni ise dilin yazılı kuramlara göre değil, halkın konuşması ve yazmasına göre şekillenmesidir. Günümüzde ise türlü iletişim araçlarının bu işe katkı yapması nedeni ile Türkçemizde yeni yeni kelimeler türemeye başlamıştır. Gideceğim yerine gidecem, yapacağım yerine yapacam, burada yerine burda, gibi yeni yeni kelimeler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ve çok kolaydır. Genel olarak herkesin bildiği kelimelerdir. Değişik bir iki kişinin kullandığı kelimeler değildir. Şimdi soruyorum; gelecek Türkçe Evresi'nde bu kelimelerin özünü korumasına imkan var mıdır?
Ben cevaplayayım, yoktur.
*Zülfü Livaneli, Vatan Gazetesi
Benzer Bağlantılar