27 Şubat 2009
Bizi Kimler Yönetiyor?
Mesleğim icabı Seçim Kurulu ve Adli Sicil İstatistik Bürosu ile içiçeyim. Gördüğüm o dur ki, bu memleketi doğru adamlar yönetmiyor. Her gelen aday da sabıkalı mı olur. Pes.
Meclis üye adayı, belediye başkan adayı, muhtar adayları çoğu sabıkalı. Ya sabıka kaydı sildirmek için adliyenin yollarını aşındırır, ya YSK'ya itiraz için seçim kurulunun...
Düşündüm de başbakan da sabıkalıydı galiba. Bu nasıl bir iştir anlamadım ki.
24 Şubat 2009
Bülent Korkmaz
Sene 2004. II. Fatih Terim döneminin sonlarına doğru. İşler epey kötü gitmekte, Bülent Korkmaz kaptan, takımın başında da Fatih Terim var.
Bir lig maçının son dakikaları skor Galatasaray için kötü gidiyor, fakat geçmiş zaman hangi maç hangi skor hatırlayamadım, neyse Bülent Korkmaz maçın son anlarında sakatlanıyor, sakatlanması da ayağında bir açılma olması. Hemen saha kenarına alınıyor kaptan, doktor hemen dikiş atıp Bülent'i maça yollayacak. Olay da tam Fatih Terim'in bulunduğu kulübenin yakında gelişiyor.
Kaptan Bülent çok sinirli. Dikiş atılırken birilerine kızıyor ama kime kızdığı belli değil. O sinirle belki dikiş atılırken yaşadığı acıyı bile hissetmiyor.
O sırada, Fatih Terim sinirli olmasına karşın o meşhur bıyıkaltı gülmesi ile kulüp doktoruna, "Hocam ağzını dikin, ağzını" diyor. Bülent hala Fatih Terim'e bir şeyler söylüyor ama ne olduğunu tabi orada olanlar Fatih Terim, Bülent Korkmaz ve kulüp doktorundan başka kimse bilemez herhalde.
Bu anıyı neden anlattım, açıklayayım. Bu hafta sonu Galatasaray kendi evinde Kocaelispor'a şok bir skorla yenildi. Haliyle Skibbe'nin görevine son verildi ve yerine kaptan Bülent Korkmaz getirildi. Bu adam oyunculuğunda bile Fatih Terim'e böyle davranabiliyorsa, varsın hoca olduğunda öğrencilerine nasıl davranacak. Hepsini göreceğiz. Galatasaray için doğru adımdır, böyle bir hocaya ihtiyacımız vardı. Başarılar büyük kaptan.
21 Şubat 2009
Issız Adam'ın Öğrettiği 10 Şey
Filmi izleyeli 1 aydan fazla bir süre oldu; ama Issız Adam filmini tanıtıcı yazı yazsaydım herhalde pek ilgi görmeyeceğini tahmin etmiyorum. İşte bizlere Issız Adam filminin öğrettiği 10 şey.
1- Sevgilinin değerini bilmeyi, sudan sebeplerden onu kaybetmemeyi,
2- Horoz gibi farklı farklı kadınlarla birlikte olmanın iyi getirmediğini
3- Ayla Dikmen'i
4- Önce yemeği, sonra şarabı tatmayı,
5- İzmirli bir yönetmenin kafasındaki bekar bir erkek portresinin normalden çok farklı olduğunu,
6- Beyoğlu'nda restaurantınız varsa çalışmadan zengin olunduğunu,
7- Taksim'de yaşayan bekar kadınların evlerinde doğum kontrol hapı olduğunu,
8- Eski taş plakların ne kadar güzel ve pahalı olduğunu,
9- Melis Birkan(Ada)'ın ne kadar güzel olduğunu,
10- Anneye bağrılmayacağını öğrendik.
İşçinin Kanuni Hakları: İhbar ve Kıdem Tazminatı
Malum 2009 yılı ülkemiz için pek hayırlı geçmiyor, global ekonomik krizin etkisi ile ihracat yapan tüm işletmeler krizden büyük derecede etkilendi.
Kriz neticesinde işsizlik çift haneli rakamlara ulaşarak milyonları buldu. Hal böyle olunca işten çıkartılan veya ücretsiz izne zorlanan çalışanlar için bu yazıyı yazmak benim için zaruriyet halini aldı. Kanuni hakları bilmek ve buna göre hareket etmek herhalde bu zor zamanda yapılacak en doğru iş olacaktır.
Kıdem ve İhbar Tazminatı Nedir?
Öncelikle kıdem ve ihbar tazminatının ne olduğuna deyineyim. Kıdem Tazminatı, işverenin işçi ile arasında olan iş akdini gerekçesi olmadan fesh etmesi halinde işçiye ödeme zorunda olduğu tazminattır. Kıdem tazminatında en önemli husus feshin gerekçesidir. İşverenin kabul edilebilir gerekçeleri ise işçinin sağlık ve ahlak sorunları veya işe devam etmemesini gösterebilir. Bunların dışındaki tüm fesihler haksız fesih sayılır. Bir işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için en az 1 yıllık çalışmışlığı olmak zorundadır. Kıdem tazminatı, hesap bilirkişileri tarafından işçinin çalışma süresi ile doğru orantılı olarak hesaplanır.
İhbar tazminatı ise işverenin iş akdini fesh edeceğini, işçiye önceden bildirmemesi durumunda ödemesi gereken tazminattır. İhbar tazminatındaki önceden haber verme süresi işçinin işyerinde ne kadar çalışmışlığı olması ile doğru orantılıdır. Örneğin bir işletmede 6 aydan az çalışmış bir işçi için işveren 2 hafta önceden bildirmesi gerekirken işletmede 1 yıllık geçmişi olan işçiye ise 4 hafta önceden bildirmesi gerekir. İşveren iş akdini fesh edeceğini işçiye önceden haber verdiği takdirde ihbar tazminatı ödemez, sadece kıdem tazminatı öder.
İşten Çıkartılanların Kanuni Hakları Nelerdir?
Kıdem ve İhbar tazminatının ne olduğunu öğrendiysek işten çıkarılan bir işçinin kanuni haklarını hatırlatarak başlayayım.
Örneğin, çalıştığınız işletme kapandı diyelim. Yapmanız gereken davalı kurumun bulunduğu yerel iş mahkemesine tazminat davası açmaktır. Eğer işletmede maaşınız ya da kömür vs gibi sosyal yardım alacağınız kaldıysa alacak davasını da birlikte açabilirsiniz.
İş kanununda işçi alacağı ve işçi lehine yorum ilkesi de nazara alınarak iş mahkemesi bir karar verecektir. Karşı tarafın temyiz etmemesi ya da Yargıtay'dan onanıp gelmesi sonucu karar kesinleşince tazminatı almaya hak kazanacaksınız. Bu süreçler kanunda işçinin başvuru süresi 1 ay, yerel mahkemenin karar verme süresi 2 ay ve Yargıtay aşaması da 1 ay olarak belirlense de türlü nedenlerden dolayı bir kararın kesinleşmesi neredeyse 1-1,5 seneyi bulmaktadır.
İşveren Ücretsiz İzne Çıkarmak İçin Bizi Zorluyor? Ne Yapmalıyız?
Bir işçinin ücretsiz izne çıkartılması için öncelikle muvafakatının olması gerekir. Eğer işçi ücretsiz izne çıkmayı kabul etmediği takdirde davalı işletmenin bulunduğu mahkeme heyetini getirtip tespit tutturur. Böylece ileri de oluşabilecek haklı feshinde önüne geçmiş olur. Eğer işveren işçisini zorlayarak maktu kağıda sadece imza attırmış ise, işçi hemen yine mahkemeye başvurarak attığı ücretsiz izin sözleşmesini tehdit altında attığını ispatlayarak iptal ettirebilir. Eğer ücretsiz izne muvafakat edip örneğin 90 günlük ücretsiz izni kabul ettiğiniz zaman 91. gün işe gitmeniz gerekir. Yoksa işinin lehine olan durumu aleyhine olur.
İşe İade Davası Nedir?
İyi bir işletmede ve iyi bir pozisyonda çalışıyorsunuz, fakat işveren gerekçe göstermeden sizi işten çıkarttı. Eğer işe dönmek istiyorsanız, yine yerel mahkemeye işe iade davası açabilirsiniz. Genelde bu tür davalar sendikalı işçilerin işten kovulması sonucu ortaya çıkar. Eğer işveren işe iade kararına karşı çalışanı işte çalıştırmaz ya da eski konumunda çalıştırmaz ise işçinin işe başladığı tarihten iş iade davasının kesinleşme tarihine kadar olan kıdem ve ihbar tazminatı ödemek zorunda kalır.
Asgari Geçim İndirimi Nedir?
Asgari geçim indirimi işten çıkartılan işçilerin mağdur olmaması için kendilerine ödenen cuzi bir ücrettir. Bekar bir işçi aylık 49 TL alırken, eşi çalışmayan ve iki çocuğu olan bir işçi ise aylık 74 TL gibi bir ücret alır. Asgari geçim indiriminden yararlanmak için İşkur'a başvurulabilir.
Yukarıda anlattığım kanuni haklardan yararlanırken bir avukattan hukuki destek almak çok önemlidir. Zira haklı durumdayken haksız duruma düşebilirsiniz.
15 Şubat 2009
Shell Promosyon Ürünüm Geldi
Tam tarihini hatırlayamıyorum, 1-2 a önce Shell'in ingilizce internet sayfasından bir promosyon ürün talep etmiştim. Başka bir siteden okuduğuma göre kargo ücreti talep etmediğinden promosonu talep ettim.
Promosyon ürünü geçtiğimiz gün elime ulaştı. Beyaz bir zarf içerisinde Reading / England adresinden yollanmış Ferrari F1 ile ilgili bir yapıştırma seti çıktı.
Belki promosyonun maliyeti 1 dolar bile değil, ama Air Mail ile gelen postanın maliyeti kim bilir kaç paradır. Shell'in promosyon anlayışını tebrik ediyorum.
14 Şubat 2009
Sezar'ın Hakkı Sezar'a
8 Şubat 2009 günü 'Beyn Günleri Başladı' başlıklı yazıda bir haftalığına beyn gibi günümün özetlerini sizlere sunacaktım.
Fakat yaşadığın günü özetleyip gece yatmadan önce bloga yazmak hakikaten meşakkatli bir işmiş.
Sezar'ın hakkı Sezar'a diyerek herkes ehli olduğu işi yapmalı diyorum. Güzel bir atasözü ile kapatıp kendimi affettireyim, emanet ata binen tez inermiş.
12 Şubat 2009
11 Şubat 2009 Tarihli Günümün Özeti
>> Sabah 7:45 gibi uyandım, hemen giyinip işe gittim. Tıraş olmadım, üşendim. Dün abur cabur almıştım, sabah kahvaltıda biskremi yedim. Doyurucu oluyor.
>> Bugün Asliye Ceza Mahkemesi'nin duruşmaları vardı. Kendisini pek sevmem. Sabah başlar - akşam biter. Ağır Ceza'nın bir altı diyebiliriz.
>> Duruşmalardan buraya not yazarım diye düşünmüştüm fakat pek kayda değer birşey olmadı. Fakat öğle arasına çıkmadan önceki son duruşma biraz gerilimliydi. Zira atılı suç tecavüz etmeye teşebbüstü. Sanık ifadesini verirken müşteki birden hakaret edip adamın üzerine saldırdı. Hakim tabii dışarı attırdı. Doğal olarak kadın hakkında savcı beyde suç duyurusunda bulundu.
>> Öğleden sonra da birkaç duruşma vardı. En ilginci yaşlı bir amca balta ile yaralama suçundan 3.000 TL adli para cezası aldı. Gerçi kararı hemen temyiz etti. Dosya Yargıtay'dan gelince kim öle kim kala bilinmez...
>> Duruşma bittikten sonra mahkeme kalemi savaş alanına dönmüştü. Abartısız masamda 50 tane dosya vardı. Akşam 20:30'a kadar çalıştım yine de yarına en az 20 tane dosya kalmıştır.
>> İşten çıktıktan sonra cep telefonum ile bilgisayarı birbirine bağlamak için bilgisayarcılarda veri kablosu aradım. İki yere sorduktan sonra üçüncü yerde bulabildim. Fakat sadece veri kablosu yokmuş, yanındaki sarj cihazını da almam mecburiymiş. Bu kabloya çok acil ihtiyacım vardı, almak zorundaydım. Adam da herhalde anladı feci geçirdi. Dandik bir sarj aletini 7.50 TL'ye kakaladı.
>> Akşam milli maç olduğunu unutmuşum, geldiğimde Türkiye - Fildişi Sahilleri karşısında 1-0 öndeydi. Ben de hemen sallama çay demleyip galetta ekmek ile maç izlerken akşam yemeğini geçiştirdim. Maç 1-1 bitti.
>> Daha sonra saat 23:00 de başlayacak olan İspanya - İngiltere maçını beklerken arada bilgisayara daldım. Şimdi ise maçı izliyorum. İspanya 1-0 önde, golü Villa attı. Maç bitince de herhalde yatarım.
10 Şubat 2009
10 Şubat 2009 Tarihli Günümün Özeti
>> Sabah yine zor bir şekilde, yine 07:45 de kalktım. Fakat iş yerine gidince uykudan eser kalmamıştı.
>> Salı günleri aslında Sulh Ceza Mahkemesi günü. Fakat dün duruşma olduğu için aslında Pazartesi'ler boş gün, onun için bugünü boş geçtik. Biraz karışık bir cümle oldu.
>> Öğleye kadar dünden farklı başka bir seramik fabrikasının iş davalarının tensibini hazırladım. 13 dosya bayağı yordu beni.
>> Öğle arası Semih abi, sağolsun Cicav Usta'dan köfte ısmarladı. Pek leziz, yolu buralara (Söğüt) düşen mutlaka uğrasın, yesin. İnegöl, Tekirdağ hepsi Cicav Usta'nın önünde hazırola geçmeli :)
>> Öğleden sonra ise Yargıtay'dan bozuk gelen iş davalarının tensibi ile uğraştım. Yargıtay Esas ve Karar numaralarında yanlış yaptığımı çalışmam bittikten sonra fark ettim. Bir an da ateş bastı. Yine de değiştirmedim, umarım hakime hanım fark etmeden imzalar :( Yoksa sil baştan yeniden yapacağım.
>> Saat 19:00 gibi işten çıktım. Akşam evde kendime bekar yemeği, sucuklu yumurta yaptım. Yemekten sonra da alış-verişe çıktım. Abur-cubur aldım. Asıl amacım su almaktı fakat su almayı unutmuşum :)
>> Cep telefonumun şarjının bittiğini fark ettim. Fakat bir türlü şarj aletini bulamadım. Hemen annemi aradım, yanlışlıkla yanlarında Bilecik'e götürmüş olabileceklerini, bir kaç dakika sonra beni arayacağını söyleyip telefonu kapattı. Annem haklı çıktı, yanlışlıkla benim telin şarj aletini götürmüşler. Bakalım yarın arkadaşlara benzer şarj aleti sorayım. Telefon Lg marka ama standart kamera ucu ile sarj oluyor.
>> Öz önce, aylardır aklımda olan bir fikri blogumda sundum.
>> Bu gece erken yatmak istiyorum ama saat şimdiden 23:00 oldu. İyi geceler herkese.
İnternet Şirketi Kurmak İsteyenler
Günün birinde bir internet şirketi kurup, Türk İnternet Pazarı'na yön vermek isteyenlerin arasında olmak her blogger'ın hayalidir. Şahsen benim bir zamanlar böyle hayallerim vardı.
Neyse fikir şu, internet şirketi kurmak isteyen bütün blogger'lar bir araya geliyor ve katacaklar miktar oranında kurulacak şirkete ortak oluyor. Yani 100 blogcu böyle bir girişimin içinde yer alsa, her blogcu da ortalama minimum 1.000 TL sermaye koysa, ortaya 100.000 TL sermeyeli bir şirket ortaya çıkar. Şahsi kanaatim başlangıç sermayesi olarak güzel bir rakam.
Türk ve Dünya internet pazarının büyüme hızıda göz önüne alınırsa doğru atılımlarla bu sermayeyi katlamak pek de zor gözükmüyor.
Şirketin yönetimi konusunda da fikirlerimi sunayım. Ortaklık hissesi oranında seçilecek yönetim kurulu üyeleri tarafından atanacak bir sorumlu müdür ile işler yürütülecek. Alt firmalara taşeronluk sistemi ile yazılım vs. gibi teknik konular halledilecek. Bir hukukçu, muhasebeci ve İletişim ajansı ile de anlaşılabilir. Türk blog küresinin büyüklüğü de göz önünde alınırsa şirketin PR ve reklam sıkıntısı olmayacağından başarılı olmamak için hiçbir neden göremiyorum.
Şahsen böyle bir oluşum olursa, yönetim kurulunda olmamak kaydıyla sermayeye katkı sağlayabilirim.
Sizin fikirlerinizi nelerdir?
09 Şubat 2009
09 Şubat 2009 Tarihli Günümün Özeti
>> Sabah zor bi şekilde 7:45 de kalktım, hemen giyinip önce pastaneye poğaca almaya daha sonra da işe gittim.
>> Cumartesi günü iş yerinde dekorasyon değişikliği yapmıştık, bugün her gören çok beğendi. Hakikaten güzel oldu.
>> Saat 09:30 gibi kriz nedeniyle ücretsiz izne sevk edilen fakat ücretsiz izne muvafakat etmeyen bir seramik fabrikasının işçilerle olan seri iş davaları vardı. Yaklaşık 120 seri dosya vardı. Duruşma saat 12:00 gibi bitti. Seri dosya olduğundan yazıcının anası ağladı. Seri dava nedir bilmeyenler için söyleyeyim, seri davalar içeriği aynı tip olan davalardır. Yani bir fabrika kapandığında işçiler topluca mahkemeye başvurduğu zaman her işçi için ayrı bir dosya açılır fakat bu dosyaların içeriği aynıdır. Sadece isimler farklıdır.
>> Öğle arası dışarıdaydım. Hemen yemeği yeyip 12:30 da mesai başlamadan yarım saat önce işe başladım. Bi kamyon iş var, yetiştiremiyorum yoksa.
>> Saat 13:30 gibi hakime hanım karar yazmak için duruşma salonuna çağırdı, yarım saatte hızlıca bitirdim, bitirir bitirmez yine aynı seramik fabrikasında iki işçi ücretsiz izin sonrası işe başlamadıklarına dair tespit tutturdu. Gittik fabrikaya, zabıt tutup geldik.
>> Saat 17:00 gibi, normal şartlar altında bu saatler bizim çıkış saatimiz oluyor, işte o saatlerde fabrikatör, evet bildiğimiz fabrikatör Çetin beyin birkaç işi vardı, bazı dosyaların fotokopisini istemişti. Bizde yardımcı olup verdik. Sağolsun gitmiş çikolata ve bana da marlboro almış. Fakat sigara içmiyorum. Onun için mübaşir abimize verdim, gerçi o da içmez ama misafirine verir dedim.
>> Saat 21:00 gibi işten çıktım. Yine de yarına bir sürü iş kaldı.
>> Evde kalorifer peteği üzerinde pilav vardı. Ona güvenerek ekmek almadım. Fakat kalorifer üstünde bir günden fazla bekleyince pilav bozuluyormuş, onu öğrendim. Ekmekte olmayınca dışarı ekmek arama çıktım, ama ballıymışım sokağın köşesinde kokoreçci açıkmış. 'Acıktım Mehmet Abi' den kokereç aldım. Mis gibi kokuyordu. Hayatımda ilk defa kokereç yedim. Sevdim.
>> Bugün yağmur dolayısıyla TV'de görüntü gitmiş. Bir tek TRT 1 var, Allah'tan onda da Tolga Çevik varmış. Tolga Çevik hayranı olduğum için tüm gece onu izledim. Daha önce izlediğim bölüm vardı ama yine de güzeldi.
>> Şu an saat 23:00'ü gösteriyor. Herhalde biraz sonra yatarım. Kız arkadaşım dün bana karşı tavır almıştı. Az mesaj atıp ilgilenmediğim için dediğine göre bana çok kızmış. Bugün 3-4 kez mesaj attım cevap vermedi. Bakalım ne kadar daha devam ettirecek. 15 Şubat'a kadar beraber öğreneceğiz.
08 Şubat 2009
Beyn Günleri Başladı
Uzun zamandır takip ettiğim blogcu Beyn yani Barış'ın geliştirmiş olduğu 'Günümün Özeti' bölümünü 1 haftalığına Damacana.org'a uyarlamak için dün 'Sevgili Barış' başlıklı bir e-posta gönderdim.
"Sevgili Barış, yıllardır 'Günümün Özeti' yazıların ile seni gün be gün takip ediyorum. Hakikaten imrenilecek bir durum. Yaşanmışlara dair yazılı not tutunca insan daha uzun yaşamış gibi geliyor, yoksa yıllar su gibi açıp geçiyor.
Laf salatası yaptım, sadete geleyim, iznin olursa 1 haftalık Damacana'nın gününün özeti bölümü yapmak istiyorum. Amacım biraz damacana kimdir? sorusuna gizliden cevaplamak. Yoksa gittikçe gizemleşiyorum.
"Yok abi, bu tekniği ben buldum, benim, yapma!" dersen eyvallah derim, valla alınmam :)
Hadi görüşürüz, iyi akşamlar." yazdım.
Laf salatası yaptım, sadete geleyim, iznin olursa 1 haftalık Damacana'nın gününün özeti bölümü yapmak istiyorum. Amacım biraz damacana kimdir? sorusuna gizliden cevaplamak. Yoksa gittikçe gizemleşiyorum.
"Yok abi, bu tekniği ben buldum, benim, yapma!" dersen eyvallah derim, valla alınmam :)
Hadi görüşürüz, iyi akşamlar." yazdım.
Sağolsun beni kırmayarak "Abi gözünü seveyim, sormana bile gerek yok" diyerek ismini 'Beyn Günleri' olarak tanımladığım umarım her sene bu tarihlerde (9-15 Şubat) geleneksel olarak yapacağım etkinliğin startını vermiş olduk.
01 Şubat 2009
Google Çeviri Türkçe
Google Translate servisine Türkçe'yi eklemiyor diye yerden yere vurduğumuz, 40 dk'lık bir hata sonrası tüm siteleri zararlı diye gösterdiği için eleştirdiğimiz Google'ından güzel bir haber geldi. Artık Google Translate, Türkçe dilinde de hizmet veriyor. Şüphesiz güzel bir haber...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
RSS Okuyucu Kullan
Abonelik
E-posta adresinizi giriniz
Twitter Kullan
Twitter
Rss Okuyucu Kullan
Sosyal Ağ
Rss Okuyucu Kullan
Son Yazılar
Rss Okuyucu Kullan
İlk 10
- Hotmail Şifre Çalma Teknikleri
- Erotik Türk Filmi Kayıkçının Küreği
- Arda Turan Yakalandı
- MSN Şifre Değiştirme
- Facebook Türk Güzelleri
- Youtube Porno Görüntülerini %100 Engelleyemiyor
- Nasıl CV Yazılır - CV Örneği
- Bangbros.com ve Brazzers.com'a TİB Engeli
- Açıköğretim Kayıtları Başladı
- SGK Emeklilik Yaşı Hesaplama
- Murat Dalkılıç
- Zeynep Kübra Sever
- Aşk-ı Memnu


