23 Mart 2009
Blogların PR ve Reklam Değeri Tescillendi
Geçtiğimiz aylarda Proximity İstanbul ekibi ve Gillette firması "Fenomen Blogger Projesi" düzenlemiş ve bu etkinlikte birinci olarak Apple MacBook kazanmıştım.
Ödül töreninde Proximity İstanbul ekibi projeyi ulusal ve uluslararası reklamcılık yarışmalarına göndereceklerini beyan etmişlerdi. Fenomen Blogger Projesi, işte o yarışmalardan biri olan "Effie" ödülünü almaya hak kazanmış. Böylelikle blogların gücü ispatlanmış oldu.
Effie internet sitesinde Gillette Fusion Fenomen Blogger Projesine neden ödül verildiğinin gerekçesinde ise, "İnterneti kullanarak çok küçük bütçeyle 1 milyondan fazla kişiye ulaştı ve ürünü denettirmeye başardı" denildi.
Fikirlerinizle, paylaşımlarınızla katılarak yukarı taşıdığınız "Gillette Fusion Fenomen Blogger Projesi"; reklamcılık dünyasının en prestijli ödüllerinden birisi olan "Effie"ye layık görüldü. Bunu, hepimizin ortak başarısı olarak görüyoruz.
Fenomen Blogger Projesi'nde hep birlikte yarattığımız bu başarıyla, blogger'ların ne kadar önemli olduğunu ispatlamış olduk.
Katılımınızla projenin ne kadar büyümesini, yaygınlaşmasını ve farklı mecralarda yankılanmasını sağladığınız için size çok teşekkür ediyoruz.
Görüşmek üzere. Gillette ve Proximity İstanbul Ekibi
Gıda Boyası Nasıl Anlasılır?
Bir yiyecekte gıda boyasının olup olmadığını tadarak anlayabilirsiniz. Az önce söylemesi (yazması) ayıp renkli renkli lokum yiyordum. (Aslında bu yazı diğer yazı ile ilişkili) Lokumlar pazardan alındığı için markasız ve dandikti. Farketmem o dur ki, bu lokumlar gıda boyası ile boyanmış. Nasıl anladığıma gelince de şöyle açıklayayım. Örneğin, yeşil (güya naneli) lokumu ya da sarı (güya limonlu) lokumu yeyince ağzımda farklı bir tat oluşmadı. Yani lokumlara bakmadan yesem rengini fark edemezdim.Oysaki, yeşil lokumu yeyince ağzımda bir nahoş bir nane tadı bırakması gerekirdi. Gıda boyası kullanıldığı için nane tadı alamadım. Zaten gıda boyaları sadece renk vermek için kullanılır, tat verme gibi bir görevi yoktur.
Gıda boyalarının kanserojen etkisinin yüksek olduğunu bildiğim için yazma gereği duydum. Herşeyin doğalı makbul oluyor, yapay lokumun tadı bile yok.
22 Mart 2009
Nasıl Sıfır Kayıpla Reklamları Kaldırdım
Diğer bloglarda olduğu gibi damacana.org'a da ziyaretçilerin çoğu arama motoru kullanarak geliyorlar. Aramalarda üst sıralarda çıkan belli başlı 10-15 yazım var, sitemin ziyaretçileri çoğu ilk olarak bu sayfalara ulaşıyor.
Hal böyle olunca diğer sayfalarda reklam yayınlamanın mantıksız olduğunu düşündüm ve bu arama motorlarından beslenen yazıları statik sayfa yaparak sadece onların içine reklam koydum.
'Sıfır Kayıp' dememin de sebebi, iyi hit alan 10-15 yazıma gelen ziyaretçiler blogumun %100'ünü oluşturmadığı için bir kayıp söz konusu olabilirdi ancak bu statik sayfalara olduğundan bir fazla daha reklam koyarak bu sorunu da aştım.
Arama motorlarından beslenen tüm bloglara tavsiyemdir.
İstiklal Marşı (Mp3)
- Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ( Sözsüz )
Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.(11Mb - WAV Formatında) - Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ( Sözlü )
Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.(11Mb - WAV Formatında)
İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!MEHMET AKİF ERSOY
Kaynak http://www.tccb.gov.tr
16 Mart 2009
Nasıl 2 Yılda 20 Kilo Aldım?
Yüksekokulu bitirdiğim de filinta gibi delikanlı derler ya o misal bir gençtim, 65 kiloydum boyum da 1.80 olunca iyi bir fizik ortaya çıkıyordu.
Ama bol, ihtişam, bereket ve bonkör geçen iki yol sonunda orijine 20 birim daha fazla uzaklaştım.
Bu iki sene boyunca ne yaptım ya da ne yapmayı bıraktım;
- Haftada bir halısahada futbol oynardım, şimdi 3-4 ayda bir,
- Okul okurken dışarıda yemek yemezdim, son iki yıl ise lokantalardan çıkmaz oldum,
- Gazetecilik gibi hareketli bir meslekten katiplik gibi fiziksel olarak durgun bir mesleğe geçiş yaptım,
- Yürüyüşü bıraktım (Önceden haftada 2-3 saat yürüyüş yapardım)
- Şişmanlarla çok dalga geçerdim (çok ah işittim)
- Bilecik'teki ev 6. katta ve asansör yok, şimdiki bekar evim birinci kat, iş yeri de...
- Patlamış mısır (çok zor da olsa şimdilik bıraktım)
Görüldüğü üzere geçen 2 yıl ben için pek olumlu geçmedi. İlk başlarda kilom oturuyor diye pek umursamıyordım ama artık git gide işler kontrolden çıkmaya başladı. Profesyonel yardıma ihtiyacım olabilir. Tek tesellim önümde askerlik olması, ya daha şişip gelirim ya da eriyip.Tabii ölmez sağ kalırsak.
Sprite Internette Büyük Gürültü Kopartacak!
Garanti Bankası Obama Reklamı
Sanki Obama konuşuyor değil mi? Kim seslendirmişse bravo. Seslendiren herhalde yabancıdır...
07 Mart 2009
Ünlülerle Yemekteyiz
Yaklaşık 3-4 aydır Yemekteyiz programı ile yatıp kalkıyoruz. Show TV de başlayan bu serüven aynı format ile değişik kanallarda da boy gösterilmeye başladı.
Diğer tv programları ve dizilerin içinde bile Yemekteyiz programı zaman zaman yer alıyor.
Böyle Yemekteyiz gibi bir potansiyel varken akıllıyım diye ortalıklarda gezen TV yapımcıları, yapın şu Yemekteyiz programını ünlülerle... Bir Helin Avşar'ın marifetlerini görelim, bir İbrahim Tatlıses'den çiğköfte yiyelim, bir Davut Güloğlu'nda hamsi tava tadalım. Çok mu zor yani 1 hafta 5 ünlüyü yanyana getirmek.
Yemekteyiz tuttuktan sonra ünlülerle olan formatının tutmaması için bir neden göremiyorum.
01 Mart 2009
Cumhuriyet'ten Tarihi Uyarı
Bugün (1 Mart 2009) Cumhuriyet Gazetesi 30461 sayısı ile okuyucuları karşısına boş beyaz bir sayfa ile çıktı.Cumhuriyet Gazetesi artık yazılanların kifayetsiz kaldığı gerekçesi ile bu yola başvurduğu açıkladı.
Bugünkü sayıyının sol sütunun da ise şu metin yer alıyordu. Oldukça manidar bir yazı.
""Gazetemizin bugünkü beyazlığı çoğu kişiyi şaşırtacaktır.
Biz yaşadığımız dönemde basında yazıdan daha etkili bir yöntemin artık kaçınılmaz olduğunu düşündük.
Geçmişte bu düşüncemizi destekleyecek deneyimleri demokrasi tarihimizde yaşamış bulunuyoruz.
Türkiye'mizin tarihinde ve bugününde, demokratik süreçleri ve hesaplaşmaları Batı'da daha değişik koşullarda yaşadığımız açık seçik bir bilimsel gerçektir.
Bu olayın aşamalarında ülkemizin bütün sivil, asker, resmi ve özel güçleri zaman zaman yerlerini almışlardır.
Bu arada çok partili rejime geçtikten sonra üst üste üç kez tek başına seçimi kazanan bir iktidarın 1950'li yılların sonuna doğru basına nasıl bir saldırı kampanyası başlattığı bir ibret dersi olarak unutulmamalıdır.
Demokrat Parti bu saldırı sürecinde muhalif gazetelerdeki beğenmediği haber ve yazıları sansüre tabi tutar, kimi sayfalar yer yer okurun karşısına bembeyaz çıkardı.
İktidarın medyaya karşı antidemokratik ve saldırgan tutumu, Türkiye'yi bir askeri müdehaleye sürüklemiş, bu olay daha sonra yaşanan süreçleri de etkilemiştir.
Peki, bugünkü durum nedir?
Üst üste iki seçim kazanmış bulunan AKP'nin tutumu içerde ve dışardaki laik demokratik, aklı başında ve sağduyusunu yitirmemiş kesimlerin kabul edebileceği sınırları çoktan aşmıştır.
Nitekim AKP'nin iktidara geçmesindeki işlevi artık herkesçe bilinen 'müttefikimiz Amerika'nın son olarak yayımladığı 'Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Raporu'nda bu gerçekler açıkça dile getirilmektedir.
AKP, başta 'Cumhuriyet' olmak üzere medyanın iktidara karşı bağımsız gazeteciliğini koruyan ve haber özgürlüğünü savunan kesimine, Başbakan vasıtasıyla ve elindeki devlet olanaklarıyla açıkça savaş açmıştır.
Bu gidiş gidiş değildir.
Özgür medyaya karşı, harp süreci öyle bir aşamaya ulaşmıştır ki, 'Cumhuriyet', bu vahim gerçeğin altını tarihsel bir uyarıyla çizmeyi yalnız gazetemiz adına değil; tüm Türkiye'nin varoluşu açısından kaçınılmaz görüyor.
AKP, elindeki devlet olanaklarını pervasızca kullanıyor; kendinden yana medya oluşturmak için gazete, televizyon satın alıyor, kendinden yana olmayan medyaya vergi cezaları uygulamaya yöneliyor, karşıt bellediği yazar ve gazetecilere asılsız suçlamalarla soruşturmalar açtırarak basındaki muhalefeti sindirmeye çalışıyor; bu yolda geniş bir saldırı cephesi oluşturmuş durumdadır.
Tüm kamuoyunu uyarmak için herkese soruyoruz:
Biz susarsak...
Kim konuşacak?..."
Biz yaşadığımız dönemde basında yazıdan daha etkili bir yöntemin artık kaçınılmaz olduğunu düşündük.
Geçmişte bu düşüncemizi destekleyecek deneyimleri demokrasi tarihimizde yaşamış bulunuyoruz.
Türkiye'mizin tarihinde ve bugününde, demokratik süreçleri ve hesaplaşmaları Batı'da daha değişik koşullarda yaşadığımız açık seçik bir bilimsel gerçektir.
Bu olayın aşamalarında ülkemizin bütün sivil, asker, resmi ve özel güçleri zaman zaman yerlerini almışlardır.
Bu arada çok partili rejime geçtikten sonra üst üste üç kez tek başına seçimi kazanan bir iktidarın 1950'li yılların sonuna doğru basına nasıl bir saldırı kampanyası başlattığı bir ibret dersi olarak unutulmamalıdır.
Demokrat Parti bu saldırı sürecinde muhalif gazetelerdeki beğenmediği haber ve yazıları sansüre tabi tutar, kimi sayfalar yer yer okurun karşısına bembeyaz çıkardı.
İktidarın medyaya karşı antidemokratik ve saldırgan tutumu, Türkiye'yi bir askeri müdehaleye sürüklemiş, bu olay daha sonra yaşanan süreçleri de etkilemiştir.
Peki, bugünkü durum nedir?
Üst üste iki seçim kazanmış bulunan AKP'nin tutumu içerde ve dışardaki laik demokratik, aklı başında ve sağduyusunu yitirmemiş kesimlerin kabul edebileceği sınırları çoktan aşmıştır.
Nitekim AKP'nin iktidara geçmesindeki işlevi artık herkesçe bilinen 'müttefikimiz Amerika'nın son olarak yayımladığı 'Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Raporu'nda bu gerçekler açıkça dile getirilmektedir.
AKP, başta 'Cumhuriyet' olmak üzere medyanın iktidara karşı bağımsız gazeteciliğini koruyan ve haber özgürlüğünü savunan kesimine, Başbakan vasıtasıyla ve elindeki devlet olanaklarıyla açıkça savaş açmıştır.
Bu gidiş gidiş değildir.
Özgür medyaya karşı, harp süreci öyle bir aşamaya ulaşmıştır ki, 'Cumhuriyet', bu vahim gerçeğin altını tarihsel bir uyarıyla çizmeyi yalnız gazetemiz adına değil; tüm Türkiye'nin varoluşu açısından kaçınılmaz görüyor.
AKP, elindeki devlet olanaklarını pervasızca kullanıyor; kendinden yana medya oluşturmak için gazete, televizyon satın alıyor, kendinden yana olmayan medyaya vergi cezaları uygulamaya yöneliyor, karşıt bellediği yazar ve gazetecilere asılsız suçlamalarla soruşturmalar açtırarak basındaki muhalefeti sindirmeye çalışıyor; bu yolda geniş bir saldırı cephesi oluşturmuş durumdadır.
Tüm kamuoyunu uyarmak için herkese soruyoruz:
Biz susarsak...
Kim konuşacak?..."
Hemen sayfayı çevirince verilen tepkinin nedeni ortaya çıkıyor:
Resim kaynağı ve Cumhuriyet'in protestosundan beni erkenden haberdar eden Deniz Akın'a teşekkür ederim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
RSS Okuyucu Kullan
Abonelik
E-posta adresinizi giriniz
Twitter Kullan
Twitter
Rss Okuyucu Kullan
Sosyal Ağ
Rss Okuyucu Kullan
Son Yazılar
Rss Okuyucu Kullan
İlk 10
- Hotmail Şifre Çalma Teknikleri
- Erotik Türk Filmi Kayıkçının Küreği
- Arda Turan Yakalandı
- MSN Şifre Değiştirme
- Facebook Türk Güzelleri
- Youtube Porno Görüntülerini %100 Engelleyemiyor
- Nasıl CV Yazılır - CV Örneği
- Bangbros.com ve Brazzers.com'a TİB Engeli
- Açıköğretim Kayıtları Başladı
- SGK Emeklilik Yaşı Hesaplama
- Murat Dalkılıç
- Zeynep Kübra Sever
- Aşk-ı Memnu


