16 Ekim 2011
Volkswagen Türk Olsa
Bir rüya gibi ama, eğer Alman otomotiv devi Volkswagen bir Türk firması olsa ve üretimini Türkiye'de yapıyor olsa ülkemizi kemiren cari açık olmazdı.
Neden mi? Ülkemizde şu an cari açık en son 54.2 milyar dolar civarında seyrediyor. Bilindiği üzere cari açık yaratan en önemli unsur ithal otomotiv gibi gözüküyor.
Volkswagen'in satış rakamlarına baktığımızda, bu yılın ilk yarısında 4,09 milyon araç sattıklarını görüyoruz.
Bu yazıyı yazarken cari açığın hepsini kapatır diye düşünerek yazıma başlamıştım ama şimdi kabaca hesapladım cari açığı 1,5 katı fazla bile veriyor. Yani Volkswagen Türk olsa, Alman ekonomisi ile yer değiştirirdik.
Opet Worldcard - Kusursuzlar
Salih Kalyon'un oyunculuğunu takdir etmemek elde değil, büyük oyuncu vesselam.
13 Ekim 2011
ÖTV Güncellendi, Sosyal Faydadan Yararlandınız mı?
Bakanlar Kurulu geçtiğimiz hafta içi aldığı karar ile, bazı tüketim mallarına uygulanan Özel Tüketim Vergisinde (ÖTV) değişikliğe gittiklerini açıklandı.
Açıklamayı Bakanlar Kurulu adına Maliye Bakanı (İngiliz) Mehmet Şimşek açıkladı, açıklamada en dikkate çekici husus ise, bunun bir zam değil güncelleme olduğunun ifade edilmesiydi.
Uygulanan yeni tarife ile ÖTV uygulanan 1600 cc - 2000 cc statüsündeki arabalarda %20 oranında, 2000 cc üstü araçlar %46 oranında, bir kısım ticari araçlara %5 oranında, cep telefonlarında %5 + 60 TL miktarında ve alkol ile sigarada ise %6 oranında bir artış yaşandı.
Bu artışın cari açığın düşürülmesi için yapıldığı belirtildi.
Özel Tüketim Vergisi, aynı ismi taşıyan 4760 sayılı Kanun ile 12/06/2002 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliğinin tavsiyesi üzerine cari açık yaratan nihai tüketim mallarından alınmaya başlamıştır. Bu verginin amacı, gelir elde etmekten ziyade sosyal fayda sağlamasıdır ancak uygulamada sosyal faydadan ziyade devlete irad kaydı amaçlı kullanılmıştır ve halen kullanılmaya da devam etmektedir.
12 Ekim 2011
Altın Fiyatları Nasıl Belirlenir?
Altın fiyatları global ekonomi piyasalarında ons birimi üzerinden belirlenmektedir. Dünya genelinde 1 birim ons, 31,10 gram altın olarak kabul edilmektedir. 31,10 gram altının, mevcut dolar kuru ile çarpılması ile has altının mevcut TL değeri ortaya çıkar.
(Londra Altın Borsasındaki Ons Fiyatı)/31,10 * dolar kuru = denkleminden çıkan sonuç TL cinsinden has altın fiyatını bize verir.
Bu formülden anlaşılacağı üzere altın fiyatını etkileyen iki faktör vardır, bunlardan birincisi Londra Altın Borsasındaki o günlük değer, ikinci ise dolar kurudur.
Londra Altın Borsasındaki fiyatlar, uluslararası altın arz-talep modeli üzerinden belirlenir. Altın rezervi fazla olan ülkeler, bu piyasaya yön verir.
Hangi ülkenin elinde ne kadar altın olduğu, özellikle altın kültürünün gelişmiş olduğu doğu ülkelerindeki yastıkaltı deposu nedeni ile tam olarak bilinmesi mümkün değildir, hiçbir ekonomi de altın rezervini açıklamak istemez.
Resmi olmayan kayıtlara göre, ABD 9 bin ton, Almanya 3,5 bin ton, IMF 3 ton, İtalya 2,7 bin ton, Fransa 2,6 bin ton altın miktarları ile sıralanmaktadır.
Görülmektedir ki, altın rezervinin çoğunu yöneten ABD ekonomisi, altın fiyatları üzerine doğrudan etkisi vardır.İkinci etken olarak az yukarda dolar kuru olarak bahsetmiştim, Ons fiyatının belirlenmesinde ABD doları kullanıldığı için bu yönden de ABD ekonomisinin altın fiyatlarına etkisi doğrudandır.
Altın fiyatlarını etkileyen başlıca faktörler, güvenli liman etkisi, parasal genişlemeler, düşük faiz oranları (başta mortgage kredileri) ve kar satışlarıdır.
Altının ekonomiler üzerindeki 'güvenli liman' etkisini kısaca açıklamak gerekirse, ekonomilerinin istikrarsız olduğu dönemlerde, borsanın düşme eğilimi içerisine girmesinin ardından mikro ekonomik tercihin altına yönelmesine denilir.
Altında, 'güvenli liman' etkisi görüldüğünde, ABD'nin başta Euro olmak üzere Euro/Dolar Paritesi düştüğü için bir denge ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple altın fiyatları ABD borsaları ile de dolaylı olarak bağlantılıdır. Özetle, başta ABD olmak üzere dünya ekonomisine yön veren ülke ekonomilerinde güvensizlik artarsa altın fiyatları artış gösterir.
Özellikle son bir ayda yaşanan altın fiyatlarının gram altın biriminden 10-12 TL kadar düşmesinin nedeni ise kar satışlarıdır. Örnek verecek olursam, ülkemizde 19/08/2011 tarihinde 110,00 TL olan altın fiyatının, bugün itibariyle 98,73 TL civarına inmesinin nedeni, 110,00 TL seviyesinde maksimum kara ulaştığına inanan altın sahiplerinin satış yaparak altından elde ettiği karın bir kısmını başka bir yatırım aracına aktarması neticesinde oluşan satış nedeniyle düşüşe denir.
Genel olarak toparlayacak olursam, günümüz global ekonomilerine her şarta ABD ekonomisi yön vermektedir. Dünya Bankası, Avrupa Merkez Bankası ve IMF yardımcı rollerdedir. Ülkemizin ise altın fiyatları üzerine doğrudan etkisi maalesef bulunmamaktadır.
Unutmadan, yatırımlarınızın büyük bölümünü uzun vadede en değerli maden olan altına yatırmanız sizi riskten koruyarak paranızın değerini muhafaza edecektir. Değerli madenler ekonomide hiçbir zaman kaybetmez gerçeğini akıldan çıkarmamak gerekir.
10 Ekim 2011
Rutkay Aziz Çelişkisi
48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali geçtiğimiz günlerde ödülleri sahip buldu, bu geceye damgasını vuran konuşmayı ise Rutkay Aziz yaparak bir anda tüm ulusal medyada kendisine yer buldu.
Rutkay Aziz, 'Sanatta Sosyal Sorumluluk' ödülünü alırken yaptığı konuşmada neler demişti izleyelim, izleme imkanı olmayanlar için ise alt tarafa metinleştirilmiş yazısını Beyn.org'dan kopyalıyorum.
Ben biraz değişik konuşacağım, izninizle...
Öncelikle 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin, başta başkanı olmak üzere, tüm yaratıcılarını, tüm emekçilerini, Çağdaş Sinema Oyuncular Derneği adına en içten duygularımla selamlıyorum. Ayrıca bu festivalde yarışan arkadaşlarımızı, onların tüm yaratıcılarını, emekçilerini yürekten selamlıyorum.
Ama asıl önemli olan bir olay da, sayın başkanın da (Anlatya Büyükşehir Belediye Başkanı) değindiği gibi, 1979-80 yılında yaşanılan sansür ve darbe döneminde ödüllerine ulaşmamış arkadaşlarımızın 30 yıl sonra bu ödülleriyle buluşmalarıdır.
Bu çok ciddi, tarihî, örnek alınacak bir adımdır. Dilerim bu dönen dünyamızda; faşizm ve darbe sürecinden geçmiş ülkelerin sinemacıları da bunu örnek alarak bu tarihi adımı onlar da kendi ülkelerinde paylaşırlar.
Onun için de, o ödül sahibi arkadaşlarımı... Ne yazık ki aramızda Ömer Kavur yok, Zeki Ökten yok. Onlar da ışıklar içinde yatsınlar. Bu anlamda da -dernek olarak- tekrar yürekten kutluyorum.
Bana verdiğiniz ödüle gelince...
Lütfettiniz, teşekkür ederim. Dilerim hak etmişimdir; dilerim yaşadığım sürece de hak etmeye çalışırım. Ola ki, moda deyimle, bir döneklik ya da sapma olursa bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına da sahipsiniz!
Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim Türkiye'min gerçeklerine tanık olduğum olay; hukukun üstünlüğünün yittiği, adaletsiz bir kalkınma gidişinin hızla yol aldığı, "parasız eğitim" diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili'de o çocukların devrim yapması...
(Burada, yaklaşık 45 saniyelik uzun bir alkış tufanı kopuyor.)
Burada festival "KADIN"ı tema alyor; dünyanın hiçbir yerinde kadın, çocuk, bu kadar cinayete, tacize maruz kalmıyor.
Goethe'nin dediği gibi, "Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir." Bu da benim üklemin bir gerçeğidir. Dünyanın gerçeğine dönüyorsunuz: savaş çığlıkları, açlık, işgal, sömürü! İşte gerçek sanatçılar bunlara tanık olmakla yükümlüdürler...
Ve şuna inanıyorum ki, sinema -Şarlo'nun (Charlie Chaplin'in) dediği gibi- gerçek anlamıyla bir barış sanatıdır. Ve sinema kendi içindeki o "barış" içeriğini koruyarak, hem Türkiye'ye, hem de dünyaya demokrasi, özgürlük, barış ve insanlığa katkı sağlayacaktır.
Bu festivalin de bu katkıyı sağlamasını diliyor, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Rutkay Aziz, uzun zamandır kimsenin cesaret edemediği bir konuya değinmişti, zaten konuşmasının başında 'emekçi' ve 'çağdaş' terimlerini kullanması, konuşmanın nereye varacağını belli etmişti.
Rutkay Aziz'i severim, sayarım, başarılı bir sanatçı olduğundan bir şüphe duymam söz konusu bile değildir. Herkesin korktuğu bu hassas konulara değinmesi beni bahtiyar etti, ancak Rutkay Aziz'in bu konuşması ile çelişen bir durum vardı, hemen bu husus medyada özellikle sosyal medyada çokça yer aldı.
Neydi bu husus, Rutkay Aziz'in bir özel banka reklamında oynamış veya halen oynuyor olmasıydı. Ve bu konuşmaya ayakta alkış tutan isimlerin başında yer alan Mehmet Ali Alabora'nın da bir başka banka reklamında oynuyor olması da işin bir başka trajikomik boyutuydu.
Ne olursa olsun, kim olursa olun, gündemde olan bir sanatçının korkmadan, bildiği doğruları söyleyebilmesi, ifade özgürlüğünün en iyi örneğidir, umarım bu söyledikleri diğer korkak kişilere ön ayak olur.
03 Ekim 2011
Hukuk Mahkemeleri Sil Baştan: HUMK Gitti, Yerine HMK geldi
1927 yılından beri yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK), 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile tarih oldu.
Hukuk mahkemelerinde birçok usul bu yeni kanun ile geçerliliğini yitirdi diyebiliriz. Kanunun detaylarına girmeyeceğim, yeni kanun yargılamanın hızlandırılması adına olumlu birçok yeniliği kapsıyor.
Vatandaşları ilgilendiren en önemli husus, mahkemece tespit olunan masrafların peşin olarak 'avans' adı altında alınması oldu, bu da kanundaki en radikal değişikliklerinden birisi gibi gözüküyor. Bir diğeri de az ama öz duruşma yapmak, gereksiz duruşma yaparak yargılama ve iş yükünün artmasının önüne geçilmek isteniliyor.
Şahsi kanaatim 1927 yılında yazılmış bir kanunun artık geçerliliğini kaybettiği, normal bir vatandaş olarak eski kanun içerisinde birçok eski kelime barındırdığı için yeni kanun bu açıdan daha anlaşılabilir olacağı düşüncesindeyim.
Kanunun uygulanması ile, ilerleyen günlerde eksik ya da olumlu yönleri daha da belirginleşecektir.
02 Ekim 2011
Yerli Otomobile İsim Önerim
Geçtimiz aylarda Başbakan, TUSİAD Genel Kurul toplantısında ilk defa dillendirdiği %100 yerli otomobil ile ilgili detaylı bir yazı hazırlayacağım, ama öncelikle Ekşi Sözlük'te rastladığım "yerli otomobile isim önerileri" sayfasından etkilenerek kafamda düşündüğüm birkaç isme yer vermek istedim.
Daha önceden Türk Otomobil Fabrikası AŞ (TOFAŞ) tarafından üretilen halk arasında "kuş serisi" diye bilenen Murat, Şahin, Doğan ve Kartal marka otomobiller halen özellikle Anadolu'da epeyce kullanılmakta ve çoğu yabancı otomobil sahibi kişilerin geçmişte sahip olduğu marka olarak bilinir.
TOFAŞ, bir döneme kuş isimleri ile markalaşırken, ikinci dönemde olası %100 yerli otomobile balık isimlerinin verilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.
Mesala, ufak bir otomobil için; gambusya, hamsi, bir aile otomobili için; kolyos, kalkan, mercan, spor bir araba için çipura (cupra'dan etkilenilmiştir) ve bakalyaro tercih edilebilir.
Sizin de önerileriniz varsa, yorumlarınızı beklerim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
RSS Okuyucu Kullan
Abonelik
E-posta adresinizi giriniz
Twitter Kullan
Twitter
Rss Okuyucu Kullan
Sosyal Ağ
Rss Okuyucu Kullan
Son Yazılar
Rss Okuyucu Kullan
İlk 10
- Hotmail Şifre Çalma Teknikleri
- Erotik Türk Filmi Kayıkçının Küreği
- Arda Turan Yakalandı
- MSN Şifre Değiştirme
- Facebook Türk Güzelleri
- Youtube Porno Görüntülerini %100 Engelleyemiyor
- Nasıl CV Yazılır - CV Örneği
- Bangbros.com ve Brazzers.com'a TİB Engeli
- Açıköğretim Kayıtları Başladı
- SGK Emeklilik Yaşı Hesaplama
- Murat Dalkılıç
- Zeynep Kübra Sever
- Aşk-ı Memnu


