tag:blogger.com,1999:blog-5508976815258924792.post1397352659103265528..comments2008-05-27T20:38:25.905+03:00Comments on Damacana.org: Mağlova Kemeri Ortaya ÇıktıDamacananoreply@blogger.comBlogger3125tag:blogger.com,1999:blog-5508976815258924792.post-26460420382272286982008-05-27T20:38:00.000+03:002008-05-27T20:38:00.000+03:002008-05-27T20:38:00.000+03:00Son dünemlerde bir çok gazetede bu başlık altında ...Son dünemlerde bir çok gazetede bu başlık altında bir çok haber çıktı ve hepsine gülüyorum. çünkü bu kemer sanki tamamen sular altındaymış gibi lanse ediliyor. Ayrıca bu konuda uzman olduğunu sanan bir prof. ahkam kesip kemerin mimari ve tarihsel öneminden dem vuruyor. tabiki önemli bir eser. Ama bu söylemlerin tamamen gündem olsun diye yapıldığını düşünüyorum. Bu profun bu kemeri bir defa bile gördüğünü düşünmüyorum. Eğer görseydi bu şekilde konuşmanın nekadar komik olduğunu anlardı. Bu kemer hiçbir zaman tamamen sular altında kalmadı. Yazıda sanki sular çekilince ortaya çıktı gibi bir durum var. Madem sular çekildi ve göründü, fotoğraflardanda anlaşılabileceği gibi üzerinde hiç yosun yok. Sadece gülüyorum.<BR/><BR/>Mustafa TAŞMustafahttp://www.blogger.com/profile/14279751995697027264noreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-5508976815258924792.post-66020836147976102602007-08-01T09:12:00.000+03:002007-08-01T09:12:00.000+03:002007-08-01T09:12:00.000+03:00Yorumun için çok çok teşekkürler. Çok iyi bilgiler...Yorumun için çok çok teşekkürler. Çok iyi bilgiler vermişsin yoruma adeta bir makale yazmışsın. Kutlarım. Mimar Sinan'ın ne kadar büyük bir mimar ne kadar büyük bir mühendis olduğu zaten tartışılmaz.<BR/><BR/>Bu arada Volkancım banner köpeğin olsun, unuturmuyum ben seni.Damacanahttp://www.damacana.orgnoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-5508976815258924792.post-89274342894819095662007-08-01T00:11:00.000+03:002007-08-01T00:11:00.000+03:002007-08-01T00:11:00.000+03:00biraz uzun yazıcam Damacana ailesi bunun için özür...biraz uzun yazıcam Damacana ailesi bunun için özür dilerim. Mimar Sinan denince dayanamıyorum.Şimdi 13 bilinmeyenli bir denklemi<BR/>Matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı besincini bir işlem bularak çözdüğü söylenir.Ayrıca minarelerin serefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir dehanın ürünüdür.Almanlar aynı sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlardır. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadır.Almanların dehası ise, o çirkin metal yığınına Selimiye´den fazla turist çekebilmelerindedir.Bir gün Selimiye Camii´ne girenler,kubbenin altında bir Japon´un ayaklarını kıbleye doğru uzatmış sırtüstü yattığını görmüşler Tabii hemen Japon´u, "Burası kutsal bir yer. Bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza göre saygısızlıktır.Lütfen oturun veya ayakta durun" diyerek uyarmışlar.Ancak, Japon trans vaziyetteymiş,gözlerini kubbeden ayırmadan söyle sayıklıyormuş:<BR/>"Bu imkansız. Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz.Bu fizik ve matematik kurallarına aykırı.Bu imkansız, orada hiçbir şey yok,orada hiçbir şey yok…"<BR/><BR/>Selimiye camisisinin zemini gevşek toprakmış.Bu nedenle minarelerinin yakin zamanda yıkılacağı fark edilmiş.Uluslararası bir grup bilim adamı toplanmışlar.Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa kafaya vermişler.Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler.Minarelerin temellerini acınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karsılaşmışlar.Mimar Sinan bilmem kaç yüzyıl önce ayni şeyi düşünmüş meğerse….? 1950-60 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizik heyetlerinden oluşan bir Japon heyeti Türkiye´ye gelmiş.Heyet İmar ve İskan Bakanlığı´dan izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış. Ayasofya yı, Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten sonra sıra Sinan´ in kalfalık eseri Süleymaniye Camisi´yle Sinan´in öğrencisi Mimar Davutn Aga´nın eseri Sultanahmet Camisi´ne gelmiş.Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar. Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş.Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevsek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar.Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akıl sır erdirememişler.Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar. Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya çıkarmışlar. Minareleri incelediklerinde ise dumurları ikiye katlanmış.Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler.Daha derin araştırma yapmak için Edirne´ye,Sinan´ın ustalık eseri Selimiye Camisi´ne gitmişler.Oradaki olağanüstü sistemleri görünce iyice dumur olmuşlar.Selimiye´nin sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler.Japonya´ya döndüklerinde ise Sinan´ın sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan´in kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler.Yani şu an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullandıkları çoğu sistem,yüzyıllar önce Sinan´in geliştirdiği mekanizmalarmış.Taç mahalim mimari Mehmet efendi mimar Sinan’ın öğrencisidir.Bende bir Mimar Sinan Üniversitesi mezunu olarak böyle bir ismin altında okuduğum için gurur duyuyorum…Böyle yazılarıda Damacana'da görmek çok güzel.Bu arada Erdalcım ben çok sıkı bir Damacana ailesini en sıkı takip eden biriyim biraz şakayla karışık söyleyeyim nerde abi bizim banner aşk olsun yani unutmuşunuz bizi:)))))volkanalabazhttp://www.volkanalabaz.comnoreply@blogger.com