Acun Medya - Acun Ilıcalı

Spor muhabirliği ile medya dünyasına giriş yapan Acun Ilıcalı, "Acun Firarda", "Survivor", "Fear Factor", "Yoksa Rüya mı", "Söyle Söyleyebilirsen" ve en son olarak "Var mısın Yok Musun" adlı programlarıyla medya dünyasında tavan yaparak 35 kişinin çalıştığı Acun Medya şirketini kurdu.

"Acun Medya" adlı medya şirketinin sahibi olan Acun Ilıcalı, aylık ekonomi ve aktüalite dergisi Platin ile geçtiğimiz aylarda bir röportaj yaptı.

Bir ekonomi dergisinin röportajı olunca sorularda ekonomi ile ilgili olmuş. İşte o röportajdan ilgi çekici yerler.

Show TV'nin bir programlık geliri 500.000 YTL
Bizim maliyetimiz bir dizinin 5'te 1'i kadar. Diziler artık eskisi kadar kârlı değil. Show TV, Var mısın Yok musun'dan her gece 1'e 7-8 kazanıyor. Ama bizim de masrafımız çok. Bir günde sadece yemeğe harcadığımız para 4-5 bin YTL. Kanalın alacağı reklam sayısı belli, 7 dakikadan 4 kuşak, toplam 28 dakika. Her reklam veren talip olduğunda kim parayı daha önce verirse kanal onu seçiyor. Bu 28 dakikalık reklam kuşağından kanalın elde ettiği gelir tahminen 500 bin YTL. Ve Show TV bu parayı 5-6 ay vadeli çekle değil, peşine yakın bir likiditeyle tahsil ediyor.

Acun Medya 5 kişi başladı şimdi 35 kişi
Acun Firarda'yı dört yıl yaptıktan sonra, 2006'da Acun Medya'yı kurmaya karar verdik. Önce Fear Factor'ü yaptım, çok başarılı oldu. Onun üzerine Survivor'lar geldi. Şirket ilk kurulduğunda ben, Esat, Çaykun, Feridun ve kameramanımızla 5 kişiydik. Şimdi proje bazında çalışanlarla 35 kişiyi bulduk. Tüm çalışanların maaşları 100 bin YTL civarında. Toplam gider de 130 bin YTL'yi buluyor.
Devamı...

Zabıt Katibi Sınavı

Adalet Bakanlığı Mayıs 2008'de yapacağı sınav ile 1475 adet Zabıt Katibi alacağını açıkladı. Devlet kapası önünde milyonlarca iş bekleyen genç, bu 1475 kadro için çaba sarf edecek. 90 kelime barajını aşan ve sözlü sınavda başarılı olan adayların memuriyet hayatı bu sınav ile başlamış olacak.

Zabıt Katipliği sınavına iki kez girmiş biri olarak tecrübelerimi sizlerle paylaşayım. Bir kez büyük (Bursa) şehir de bir kez de küçük (Bilecik) bir vilayette sınava girdim.

İmkanınız varsa kesinlikle küçük bir il de sınava girin. Çünkü büyük şehir de beklemek uzun sürüyor ve sınava 30'lu 40'lı guruplar halinde giriyorsunuz ve o klavye sesi insanı paniğe sokuyor.

Küçük şehir de ise pek bekleme olmuyor ve başınız da bir görevli oluyor. Bu sınavlar da heyecan çok önemli. Eller titreyemeye başladı mı harflerin yeri karışmaya başlar.

Tavsiyelerim az önce dediğim gibi sakin olmak ve verilen metni iyi bir yere koymaktır. Verilen metin A4 boyutunda ve puntoları 15-16'ya yakın oluyor. Kağıdı monitörün yanına koyarak monitör-kağıt arasındaki bakış zamanını en aza indirebilirsiniz.

Eğer bu sınava değil de ileriye dönük hazırlanacağım derseniz kesinlikle Türkçe F Klavye ile sınava girin. Zabıt Katipliğini kazanablarının çoğu F Klavye ile girmişlerdir. Q Klavye ile ne kadar hızlı yazarsanız yazın(benim gibi) Türkçe harf yerleşiminden dolayı F Klavye bilinler bir adım öne geçiyor.

Bu 17-18 Mayıs 2008'deki sınava 24/04/2008 - 09/05/2008 tarihler arasında başvurabilirsiniz. Yani son 3 gün.

Sınava Başvururken İstenilen Belgeler
1-Başvuru yerlerinde verilecek Ek-1 Başvuru Formu (Adalet komisyonlarından temin edilecektir),
2-Nüfus cüzdan fotokopisi,
3-Öğrenim belgesi,
4-KPSS-2004 veya KPSS-2006 sınav sonuç belgesi,
5-Son üç ay içinde çekilmiş iki adet vesikalık fotoğraf,
6-Bilgisayar veya daktilografi dersini başarıyla tamamladığını gösteren sertifika veya yukarıda belirtilen okullardan mezun olduğuna dair belge,
7-Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 12 nci maddesine uygun olarak eksiksiz doldurulacak arşiv araştırması formu (Adalet komisyonlarından temin edilecektir).

Benzer Bağlantılar

Devamı...

Blog Tasarımındaki Yeni Eğilimler

Gün geçtikçe sayısı artan ve Dünyadaki Web 2.0 salgını ile gücüne güç katan bloglar kullanılan servislerin (Blogger ve Wordpress) kısıtlı olmasından dolayı tasarım sıkıntısı yaşıyor. Bundan 3-4 sene önce on binlerce dolar edebilecek tasarımlar, şimdiler de blogculara ücretsiz olarak dağıtılıyor.

Bloglar genel olarak Standart K2 iskeleti üzerine kuruludur. Bilmeyenler için kabaca ifade edersem, üstte header, sol ve sağ köşelerde başlığın(Header) 3/4'ü oranında ana yazı bölümü diğer çeyrek bölümde yan menü(sidebar) ve altta ise footer. Her ne kadar K2 üzerinde değişik grafik çalışmaları da yapılsa iskelet aynı olduğu için tüm bloglar istemeden birbirine benzemeye başladı.

Bu benzerlik blogcuları sıktı ve yeni arayışlara yöneltti. Bunun sonucunda kişisel görüşümdür başlık yani header devri artık bitmiştir. Bu eğilimin örnekleri ülkemizde de çoktur.

İkinci eğilim ise ana sayfadır. Wordpress'in yeni temaları bir portal havasındadır. Bunun yanında Blogger'lar da boş durmayıp iyi işler çıkarmışlardır.

Üçüncü eğilim ise reklam yerleşimidir. Reklam yerleşimi Google Adsense'in politikaları yüzünden tasarımcının düşünmek zorunda olduğu maddeler arasında girmiştir. Bundan 3-4 yıl önce değil Google Adsense, reklam yerleşimi bile düşünülmezdi. Şimdi gelinen nokta ise tasarımların bu eğilime göre yapıldığıdır.

Bugün ben de uzun zamandır uğraştığım temayı bitirerek şablon değişikliğini gittim. Aslına bakarsanız böyle bir niyetim yoktu ama Adsense veriminin düşmesi sonucu tema değiştirmek zorunda kaldım.

Yukarıdaki eğilimlerden çokça etkilenen biri olarak görüşlerinizi almak isterim.

Benzer Bağlantılar

Devamı...

Yahoo Pipes ile RSS Yönetimi

RSS yönetimi web sitesi sahipleri ve ileri düzey internet kullanıcıları için günümüzde önemli bir konuma gelmiştir. RSS yönetmekte kullanılabilecek birçok Web 2.0 servisi de olsa Yahoo'nun geliştirmiş olduğu Pipes detaylı yönetim ile kullanılabilecek en iyi servislerden birisidir.

Yahoo Pipes ile RSS adreslerini birleştirebilir, bunlara filtre koyabilir ve yeni RSS adresi ile yayınlayabilirsiniz.

Yahoo Pipes ile yapacaklarınız tamamen sizin hayal gücünüze kalmış. Mesela iki farklı blogu olan, kominite bir blogda da yazarlık yapan, hatta Twitter kullanan, hatta ve hatta RSS desteği olan bir forum kullanan bir kişi bu 5 RSS adresini tek bir RSS adresine birleştirerek adres sayısını bire indirebilir.

Yukarıdaki örneği Yahoo Pipes'de uygulayayım, bunları yapabilmek için sadece bir Yahoo ID'nizin olması yeterli oluyor.
Yukarıdaki örnekte Fetch Feed kısmında RSS adreslerini tanımladım, filter ile yazar adına filtre koydum. Yalnız burada dikkat etmeniz nokta yazar adının doğru olmasıdır. Büyük küçük harf fark etmektedir. Eğer birden fazla yazar adınız varsa ikinci veya üçüncü filtreyi de koyabilirsiniz. Örneğe dönecek olursam Sort ile tarihe göre sıraladım. Son olarak Pipe Output'a boruları bağladım ve Save tuşuna basarak yeni RSS adresini aldım. Böylelikle 5 adresi tek Feed'de birleştirdim.

Bunların yanında belirlenen tarih aralığında veri çekmek için de filtreler koyabilirsiniz.

Kaynakça

Benzer Bağlantılar
Devamı...

Porno Sektörü İstatistikleri

Porno, 20. yüzyılın ikinci çeyreğinde Edgar Porn tarafından ortaya çıkmış, sonraları öyle veya böyle ihtiyaç halini aldığı için bir sektör konumuna gelmiştir. Bu sektör ilerleyen zaman da hızla gelişti ve en yüksek büyüme ivmesini 21. yüzyılın başında yani internetin tüm dünyada yaygınlaşması ile yakaladı.

Bu sektör ile ilgili bir kaç iktisadi istatistik vereceğim. İngiltere'nin Brigham Young Üniversitesi'nin araştırmalarına göre porno sektörü tüm dünyada 57 Milyar dolarlık bir bütçeye sahip. Bu 57 Milyar doların 13 Milyar Doları ABD, 12 Milyar Doları ise Britanya Birleşik Krallığı şeklinde dağılıyor.

57 Milyar doların materyal dağılımı ise şu şekil;

  • Adult Videolar - 20 Milyar Dolar
  • Organizatörler - 11 Milyar Dolar
  • Dergiler - 7.5 Milyar Dolar
  • Seks Kulüpleri - 5 Milyar Dolar
  • Telefon Servisleri - 4,5 Milyar Dolar
  • Kablolu TV ve Uydu - 2,5 Milyar Dolar
  • İnternet - 2,5 Milyar Dolar
  • CD-Rom ve DVD - 1,5 Milyar Dolar
  • Seks Shoplar - 1 Milyar Dolar
  • Diğer - 1,5 Milyar Dolar
Porno sektörü, bir basketbol, bir futbol sektöründen daha büyük bir sektördür.

Pornografik içerikli internet sitelerinin sayısı yaklaşık 4,2 milyondur. Bu da dünyadaki internet sitelerinin %12'sini tekabül eder. Günlük arama motorlarından yapılan 68 milyon sorgu bu sektöre aittir. Bu rakam arama motorlarının günlük %25'inin bu amaçla kullanıldığını söylüyor. P2P (Ares, Torrent, BeerShare vs) paylaşım programlarında rakam daha da büyük, P2P programların %35'lik downloadı bu amaçla kullanılıyor. Çalıştıkları ortamlarda pornografik içerikli web sitesi görüntüleyen erkeklerin oranı %20, kadınların ise %13'tür.

Benzer Bağlantılar
Devamı...

Şahan, Nextstar Reklamı

Fazla söze gerek yok, Şahan'ın bugüne kadar ki çektiği en iyi reklam filmi. Geçtiğimiz reklamlarında "Şahan Reklam Çekemiyor" dedirtmişti ama bu sefer olmuş. Özellikle son kısmı 10 numara olmuş. Şüphesiz bu reklam Next & Nextstar şirketine yarayacaktır.



Benzer Bağlantılar
Devamı...

Blu-ray vs HD-DVD Rekabeti

Blu-ray ve HD-DVD arasında standartlaşabilmek için ciddi bir çekişme var. Sony tarafından geliştirilen Blu-ray tek katmanda 25 GB, çift katmanda 50 GB veri depolayabiliyor. Toshiba'nın geliştirdiği HD-DVD ise tek katmanda 15 GB, çift katmanda 30 GB veri depolama kapasitesine sahip.

Üreticiler farklı sıkıştırma teknolojilerinden faydalanarak filmleri diske hazır hale getiriyorlar. Bunlar MPEG-2, MPEG-4 / AVC, VC1, H.264 gibi codec'lerden biri olabilir. Sonuçta hepsi yüksek çözünürlükteki görüntüleri sıkıştırma görevini yapıyor. Tabii her iki medya tipi için de üreticilerin yaygın olarak kullandığı bazı codec'ler söz konusudur.

Örneğin; Blu-ray filmler H.264 olarak kodlanır, HD-DVD'ler ise VC1 codec'i tercih etmiştir. Bu veya şu daha demek çok zor. Bu teknolojiler, televizyonunuzun yapısına ve filmin çeşidine de bağlı olarak değişik sonuçlar ortaya koyuyor. Blu-ray ve HD-DVD tarafında aynı film farklı codec'lerle kodlanırsa ancak o zaman karşılaştırmak doğru olur.

Kısacası Blu-ray ve HD-DVD rekabetinde zafer bayrağını kimin çekeceğini tahmin edebilmek henüz mümkün değil. Piyasada birbiri ardına gelişen çok ilginç gelişmeler oluyor.

Blu-ray diskler şu an için Play Station 3'ler ile avantajlı gözükse de HD-DVD disklerin Amerikan Film Endüstrisi tarafından tercih edilmesi rekabeti iyice kızıştırdı. Anlayacağınız son durum 1-1 berabere.

Benzer Bağlantılar

Devamı...

1 Mayıs İşçi Bayramı'nın Ardından

1 Mayıs, işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve haksızlık ile mücadele günüdür. 1 Mayıs İşçi Bayramı tüm dünyada özgürce kutlanmaktadır. Bu bayramın amacı bir bütün olup haksızlık ile bir gün de olsa mücadele etmektedir ama ülkemizde 1 Mayıs sadece haksızlık ile değil, hükumetle ve polisle de mücadele etme günüdür.

İşçilerin bayram yapma hakkı bulunmasına karşın İstanbul Valisi Muammer Güler ve sağ kolu İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın 1 gün öncesinde "polis güç kullanacaktır" direktifleri sonucu emekçi polislerle, emekçi işçiler birbirine girmiş ve 500'den fazla kişi göz altına alınmıştır.

Halbuki bir günlüğüne bu haklı özgürlüklerinde işçilerin halaylar çekerek bayram olarak kutlamasında ne sakınca vardır. Tüm dünyada kutlanan, başta Küba, Bolivya, Çin, Rusya ve Hindistan da şölen havasında geçen 1 Mayıs ülkemizde ise kutlandırılmamaktadır. Bunu engelleyen de İçişleri Bakanlığı'na bağlı bürokratlardır.

Engellemenin sebebi basittir. Geçen günlerde Küreselleşme diye bir konudan bahsetmiştim. İşte oradaki büyük şirketlere yani sermayeye yaranmak için ülkemizde 1 Mayıs kutlanılmamaktadır.

Dün yaşanan olaylar çok acıdır. Binlerce işçi ve emekçinin arasına sızan provokatörleri etkisiz hale getirmek dışında polis görevini yapamamıştır. Polis, cafe de oturan kişilere panzerle kırmızı boya sıkarak ya da biber gazını Hastanenin Acil bölümünün önünde patlatarak sınıfta kalmıştır. Polislere, İşçi ve Emekçiler anarşist olarak gösterilmiştir. Oysaki polisler de birer emekçidir, onlarında 1 Mayıs hakkıdır.

Hükumet, 1 Mayıs'ta anti-demokratik bir yol seçmiştir ve o dövdürttüğü işçi ve emekçilerin içinde binlerce oy veren, o işçi ve emekçileri destekleyen de milyonlarca oy vereni vardır. Kaybeden işçiler olmamıştır. Kaybeden sermayeye yaranmaya çalışan kişiler olmuştur.

Benzer Bağlantılar




Devamı...

Euro 2008'e Bedava Bilet İstiyorum

UEFA Başkanı Michel Platini, Euro 2008 için 1 milyonun üstünde bilet bastırılacağını açıkladı. Yalnız bu sefer bilet satışı maçlar başlamadan 2 hafta önce başlayacakmış. Bu da inşallah kampanya ile bilet vaadeden firmaları olumsuz etkilemez.

Çünkü iki hafta içinde bu şirketler bilet mi bulacaklar yoksa milli piyango dairesini mi ayarlayacaklar çok az bir zaman var gerçekten. Bilet rezervi ile belki bu durumu aşarlar.

Ben de bu sene kampanyalar olursa Avusturya - İsviçre Euro 2008'e beleş yollardan gitmek istiyorum. İleri ki zamanda bildiğiniz kampanyaları buraya yazarsanız sevinirim. Çünkü bütün kampanyalara katılmayı düşünüyorum.

Benzer Bağlantılar

Devamı...

SGK Emeklilik Yaşı Hesaplama

Malumunuz olduğu üzere Sosyal Güvenlik Yasası değişerek Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur birleşti ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adını aldı. Yeni yasa ile birlikte emeklilik yaşı 65'e çıktı ve halk arasında ne zaman emekli olurum sorusu daha fazla sorulmaya başladı.

Ne Zaman Emekli Olabilirim?
Malumunuz olduğu üzere Sosyal Güvenlik Yasası değişerek Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur birleşti ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adını aldı.

Yeni yasa ile birlikte emeklilik yaşı 65'e çıktı ve halk arasında ne zaman emekli olurum sorusu daha fazla sorulmaya başladı.

Kaç yaşında emekli olacağınızı öğrenmek için alttaki adımları sıra ile uygulayın.

1- Sigorta Sicil Numaranızı bilmiyorsanız buradan öğrenin.
2- Sigorta Sicil Numarası ile buradan sisteme giriş yapın, hangi yıl işe girdiğinizi ve prim gün sayısını öğrenin.
3- İkinci adımda öğrendiğiniz bilgileri buraya girerek kaç yaşında emekli olduğunuzu öğrenebilirsiniz.

Sosyal Güvenli Yasası Devletin Yüzünü Güldürdü
Sosyal Güvenlik Yasası, son birkaç ay hariç basında neredeyse hiç yer almadı. Yasayı halkın önüne devlet ilk başta üç sosyal güvenlik kurumunun birleşmesi olarak açıkladı. Oysaki yasanın iç yüzüne bakıldığında başta aşağı çalışanlara olumsuz sonuçlar çeviren bir yasa olduğu anlaşıldı. Bunu hükümet de kabul etti. Devlet, yasanın çalışana ağır şartlar getirdiğini, ilerleyen yıllardaki olası ekonomi sorunları bahane göstererek açıklamak zorunda kaldı.

Yasa yarın yani 1 Mayıs'ta yürürlüğe girecek. Mevcut yasadan yararlanmak için Ntv'nin haberine göre dört ayda 1 milyon kişi sigortalı olmuş. Ufak hesaplamaları severim, kişi başı 310 YTL masraf ve aidat alan devlet 310 YTL x 1.000.000 kişi = 310.000.000 YTL gelir elde etmiş oldu.

Yeni yasanın 1 Mayıs İşçi Bayramına denk gelmesi de tesadüf müdür yoksa nispet midir çözemedim.

Öğrendiğime göre devlet ve sendikalar anlaşamamış. Umarım yarın II. Kanlı 1 Mayıs tekrar yaşanmaz.

Benzer Bağlantılar

Devamı...

2007 Tarım Faaliyet Raporu - Küresel Isınma Türkiye'yi Vurdu

Türk tarımının ve hayvancılığın önemli bir kısmına sahip olan Güneydoğu Anadolu bölgesine ait tarım faaliyet raporu TZOB Başkanı tarafından açıklandı. Rapora göre 2007 yılında ülkemizde yeterli yağışın olmaması sebebiyle zarar 5 Milyar YTL'ye ulaşmış, tarımda %7,3 oranında bir küçülme meydana gelmiştir.

Çevredeki Ziraat Odalarından alınan bilgiler doğrultusunda buğday, arpada zarar oranlarının %90'ı, kırmızı mercimekte %60'ı bulmuştur.

Geçen günlerde bahsettiğim Elazığ'a özgü şaraplık üzüm bağlarında ise kuraklığın getirmiş olduğu %30'luk bir zarar vardır. Dünyaca ünlü Malatya Kayısı'sında zarar oranı %60'dır.

Topraktan istediğini alamayan çiftçiler ise hayvanlarını satmaya başlamıştır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye buğday üretiminin %13'ünü, arpa üretiminin %16'sını, kırmızı mercimek üretiminin ise %86'sının karşılandığı bir bölgedir. Azımsanacak bir bölge değildir.

Yapılması gerekenler ise şunlardır;

  • Yapılan hatalardan ders alınmalıdır.
  • Zarar gören üreticilerin zararları karşılanmalıdır.
  • Çiftçilerin yaklaşan kredi borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.
  • Bitmek bilmeyen GAP projesi bitirilmesi gerekmektedir.
  • En önemlisi Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğu unutulmamalıdır.
2007 yılında gerçekleşen kuraklığın ülkemiz ekonomisine verdiği zarar açık ve net olarak 5 Milyar YTL'dir. Bu ciddi bir açıktır. Dolayısıyla Türk tarımını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Buna karşılık çiftçi yem, gübre ve mazot fiyatları karşısında ezilmektedir. Son 1 yıl içerisinde gübre fiyatları %105, mazot fiyatları ise %23 artmıştır.

Türkiye bir tarım ülkesidir. Bu unutulmamalıdır. Kuraklığı yenmek için mutlaka kuraklık eylem planları uygulanmalıdır.

Benzer Bağlantılar
Kaynakça
Devamı...

Helin Avşar'ın Sahibi Olduğu GuardianTurk.com Hacklendi

Helin Avşar'ın sahibi olduğu haber sitesi GuardianTurk.com kimliği belirlenemeyen internet korsanları tarafından geçtiğimiz günlerde hacklendi. Yalnız hack durumu olarak internet korsanları değişik bir yola giderek sitenin mahkeme kararı ile engellendiği görüntüsü koydular.

GuardianTurk.com adlı siteye girmeye çalışan kullanıcılar "Şişli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/827 numaralı kararıyla bu siteye erişim durdurulmuştur" yazısı ile karşılaştılar.

Avşar, konuyla ilgili "Sitemiz mahkeme kararıyla durdurulmadı, hack'lendi. Bunları yapanı bilmiyorum ama bulacağız" dedi.

Ayrıca Basın Konseyi'ne kabul edilen bir sitenin Künye'sinin bile bulunmaması dikkatimi çekti.

Benzer Bağlantılar

Devamı...

 
blogger guzel kadin erdal türk ünlüler damacana kurumsal blog blog indir künye robot blogger tema seyyar kompresör cv örneği porno mantarlı pizza saç dökülmesi ayak kokusu ayak kokusu güzellik hileleri göz sağlığı pilav 2008 yaz moda yoğurt tatlısı facebook türk güzelleri